Cumartesi günü canım sıkıldığı için omegle isimli bir sohbet sitesine bağlandım. Maksat yabancı dilim gelişsin ve yabancı bir ülkeden penfriend (mektup daha doğrusu mail arkadaşı) edinmek istedim. Sitenin en güzel özelliği tanımadığın, ülkesini seçmediğin bir kişiyle server aracılığıyla karşı karşıya olmak. Ne isim ne resim sadece chat yapıyorsun. Tabiki ingilizce site.
Server karşıma Güney Kore Seul'den bir bayanı atadı. Sohbetin içeriği benim Kore'ye olan sevgim ve kültürleri hakkında bilgi sahibi olmam ile uzadı. Bana ingilizce olarak kilise'ye gidip gitmediğimi sordu. Bende kibarca hayatımda hiç kilise (canlı olarak) görmediğimi ve gitmediğimi söyledim. Bana ateist olup olmadığımı sordu. Bende Müslümanım dedim. Öyle dediğimde ben Müslümanlar'dan nefret ediyorum onları öldürmek isterdim vs vs gibi kinlerini kustu. Sakin bir şekilde sebebini sordum. Bana ailesinin kendisine bahsettiği anılarının yüzünden böyle düşündüğünü söyledi. Bende Müslümanların kendi dinlerine müdahale edilmedikleri sürece Hristiyanlara zarar vermeyeceğinden bahsettim.
Yüzümüze gülen o misyoner Güney Kore'lilerin ne kadar sahte olduklarını anlamam için yeterli oldu. Mümkünse Kore'den arkadaş, eş seçilecekse Ateist olması tercih edilmelidir. Düşündüm de biz Budist, ateist, Agnostik Kore'lilere yardım ettik. Biz Hristiyan olan kore'lilere yardım etmedik. Kore Türk dostluğu savaş sonrası giden misyoner yüzünden artık kitaplarda kaldı...
27 Aralık 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder